iletişim

Obezite cerrahisi hakkında burada yer alan ya da almayan konularla ilgili tüm sorularınızı maille iletebilir, ya da 0-552-413 11 43 nolu telefondan bizzat Op.Dr.Murat Üstün'le iletişim kurabilirsiniz. 

Obezite Cerrahisi Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey..

İnsanlık çılgın bir hıza erişen teknolojik gelişmeler sayesinde, bundan 100 yıl önce hayal edemeyeceği şeyleri günlük hayatın bir parçası haline getirmiştir. Haftalarca süren yolculuklar dakikalarla ölçülür hale gelmiş, günlerce bitmeyecek işler birkaç saatte tamamlanır olmuştur. Ancak ne yazık ki bu "ilerleme", insanlığın başına belki de dünyadaki serüveninin en büyük belasını da açmıştır: Obezite.

ObeziteHem günlük yaşamın koşturmacası içinde yeme alışkanlıklarının giderek sağlıksız hale dönüşerek, öğünlerin ayaküstü geçiştirilir hale gelmesi, hem yediğimiz gıdaların hormonlarla ve kimyasallarla tıka basa dolu olması, hem de günlük aktivitenin giderek azalması yüzünden; neredeyse tüm dünya bir obezite salgını ile karşı karşıyadır. Kısaca vücutta olması gerekenden fazla yağ depolanması olarak tanımlanabilecek obezite, derecesi arttıkça tüm diğer organ ve sistemleri de etkileyen bir hastalığa dönüşmektedir. Bu ağırlıktaki obeziteye ise "morbid obezite" denilmektedir.

Morbid obezite, sadece kişinin psikolojik ve sosyal sağlığını bozmakla kalmaz, pek çok sistemik hastalığa da zemin hazırlar. Obezite, tip 2 diabet (şeker hastalığı), hipertansiyon, dislipidemi (kan yağlarının bozukluğu), bazı kanser tipleri, uyku apnesi ve osteoartrit (eklem harabiyeti) gibi hastalıkların oluşma riskini anlamlı ölçüde arttırır. Buna ek olarak, insülin rezistans sendromu (metabolik sendrom x) ve insulin duyarsızlığı gibi kompleks bazı sağlık problemlerinin de anahtarıdır.

Yapılan çalışmalarda beklenen yaşam süresini toplamda 12 yıl kısalttığı saptanan morbid obezite ile mücadele, neredeyse tüm ülkelerin birinci önceliğidir. Beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesinden, çocukluk çağından başlayarak alınması gereken önlemlere kadar pek çok kampanya yürütülmektedir. Ayrıca, hemen her gün yeni bir diyet ortaya atılmakta ve obez hastalara çok kısa sürede ciddi kilo kayıpları vaadetmektedir. Buna ek olarak, ilaç firmaları da var güçleri ile obeziteyi engelleyecek veya tedavi edecek formüller geliştirme peşindedir. Oluşan boşluktan sahte ilaç vurguncuları ve diyet şarlatanları ciddi gelirler elde ederek faydalanmaktadır. Ancak, günümüzde cerrahi dışı obezite tedavisi yöntemlerinin henüz geliştirilmeye ihtiyacı vardır.

Neden Obezite Cerrahisi?

Bugüne dek yapılan tüm çalışmalarda kanıtlanmıştır ki, morbid obezitenin ilaç, diyet veya psikososyal terapilerle kesin ve kalıcı olarak tedavi edilmesi neredeyse olanaksızdır. Kaldı ki, yapılan ve başarısız olan diyet, akupunktur, ilaç vs. denemeleri hem kişinin psikolojik durumunu bozmakta, hem de "Yo-yo etkisi" denen bir etki ile kaybedilen kiloların her seferinde fazlasıyla alınmasına ve metabolizmanın giderek bozulmasına yol açmaktadır.

İşte bu nedenle, alınan gıda miktarını kısıtlamak (restriktif cerrahi) veya emilimini azaltmak (malabsorbtif cerrahi) üzere çeşitli cerrahi teknikler geliştirilmiştir. Bariatrik cerrahi, ya da obezite cerrahisi denilen bu branş, genel cerrahinin son yıllarda laparoskopiden sonra yaptığı en büyük atılım ve gelişmelere sahne olmaktadır.


Ayın Makalesi:

BARİATRİK CERRAHİ: Geçmişi, Bugünü ve Geleceği

ÖZET: Amacımız farklı bariatrik cerrahi prosedürlerinin tarihini ve gelişimini gözden geçirmek; günümüzde en sık uygulanan bariatrik prosedürler ve bariatrik cerrahi alanında gelecekteki trendlere bir bakış atmaktır.

METODLAR: Bariatrik cerrahi ile ilgili tüm İngilizce literatürün taranması

SONUÇLAR: Bariatrik cerrahinin tarihçesi, farklı teknikler ve her bir prosedürün sonuçları ile ilgili bilgi içeren makaleler literatür taramasına dahil edilmiştir.

TARTIŞMA: Bariatrik cerrahi dinamik bir alandır. Uzmanlar hem güvenli, hem de efektif olan ideal, minimal invaziv prosedürü bulmak için durmaksızın araştırmaktadırlar.

GİRİŞ:

ABD’de obezite oranları 1962’de % 12.8 iken, 2000’de % 30.5’e çıkacak şekilde geometrik olarak artmıştır. (1) Bu durum, 1990’da 16.000 olan (2) yıllık bariatrik prosedür sayısının, 2005’de 140.000’e çıkmasını (3) da açıklamaktadır.

Bu bağlantının mantığı, son birkaç onyılda bariatrik cerrahinin başdöndürücü gelişiminin altını çizmektedir. Bu gözden geçirme; bariatrik cerrahinin geçmişinden edinilen dersleri özetleyerek, günümüzde mevcut pratiğin altını çizecek ve bu dinamik sahada gelecek onyılda ne gibi gelişmeler olacağı konusunda öngörülerde bulunacaktır.

Bariatrik Cerrahi Konsepti

bariatric surgeryObezitenin cerrahi tedavisi konsepti, mide veya ince barsaklarının büyük bölümü çıkarılan hastalarda anlamlı postoperatif kilo kaybı gözlenmesiyle gelişmiştir. (4) Bu ilham, malabsorbtif (emilimi engelleyici), restriktif (kısıtlayıcı) ve kombine malabsorbtif-restriktif prosedürler olarak sınıflandırılabilecek farklı ekollerin gelişmesine yol açmıştır.

Saf Malabsorbtif Prosedürler

Jejuno-ileostomi

1953’de Minnesota Üniversitesi’nden Varco, özellikle kilo kaybını amaçlayan ilk cerrahi operasyonu geliştirmiştir. (5)Bu, bypasslanan segmentin drenajı için ayrı bir ileoçekostomi de içeren bir end-to-end jejuno-ileostomidir.

Payne ve arkadaşları 1963’de (6) proksimal jejunumla midtransvers kolon arasında end-to-side anastomoz yaptıkları jejunokolik bypass prosedürlerini yayınlamışlardır. Bu operasyonlar dramatik kilo kaybına yol açmakla birlikte; eşlik eden elektrolit dengesizlikleri, kontrol edilemeyen daire ve karaciğer yetmezliği prosedürün gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.

1965’de Sherman (7) bu prosedürü proksimal jejunum ve distal ileum arasında bir end-to-side anastomoz kullandığı bir jejuno-ileostomi ile modifiye etmiştir. Bu, daha sonra, 14 inch jejunum ve 4 inch ileumun kullanıldığı (bu nedenle 14+4 prosedürü olarak da bilinen) bir end-to-side jejunoileostomiye modifiye edilmiş ve standart bir malabsorbtif prosedür haline gelmiştir.

Buna rağmen, hastaların % 10’u besinlerin ileumdan reflüsü nedeniyle tatmin edici kilo kaybı sağlayamamıştır. Bu deneyim Scott ve arkadaşları (8) ile Buchwald ve arkadaşları (9) tarafından da gözlenerek 1971’de intussusepsiyonu önlemek için jejunal stumpun transvers kolona drene edildiği orijinal end-to-end jejunoileostomiye dönülmüştür. (10)

Jejuno-ileostomi anlamlı kilo kaybına yol açar. Maalesef bu prosedürün pek çok malabsorbsiyon komplikasyonu ile ilişkili olması, terk edilmesine yol açmıştır. Ancak bu teknik, gastrik bypass prosedürlerinin geliştirilmesine öncülük etmiştir. (11)

Biliopankreatik Diversiyon

Önceki prosedürlerin komplikasyonlarıyla başa çıkabilmek için yeni biliopankreatik diversiyonjenerasyon prosedürler geliştirilmiştir. Bu yeni jenerasyon, barsağın hiçbir bölümünün intestinal akımdan ayrılmaması prensibini paylaşmaktadır.

1979’da Scopinaro (12) biliopankreatik diversiyon olarak adlandırılan yeni jenerasyon bir malabsorbtif prosedürü tanımlamıştır. Bu prosedür duodenal stumpun kapatılmasıyla bir parsiyel gastrektomiyi içerir. Ardından jejunum ileoçekal valvin 250 cm proksimalinden bölünür. Daha sonra, jejunumun distal bölümü (Roux bacağı) mideye, proksimal bölümü (biliopankreatik sekresyonları drene eden bölüm) ileoçekal valvin 50 cm proksimalinde ileuma anastomoze edilir. Son aşama, kısa bir intestinal ortak kanal meydana getirir.

Bu prosedür sindirim enzimlerinin gıdalarla etkileşim süresini azaltarak, besinsel emilim için gerekli emilim yüzeyini azaltarak ve gıdaların mideden geçiş zamanını kısaltarak kilo kaybına yol açar. Prosedür bırakılan mide boyutuna bağlı olarak minor restriktif bir komponente de sahiptir. (13) Sonuçta, biliopankreatik diversiyonun çok etkin olduğu kanıtlanmıştır.

1998’de Scopinaro ve arkadaşları bu prosedürü geçiren 2441 hastalarının 21 yıllık sonuçlarını bildirmiştir. Başlangıç kilo kaybı, operasyondan 1 yıl sonra aşırı kilonun % 75’i olarak rapor edilmiş ve bu, takip süresinde de korunmuştur. (14) Bu prosedür, hastaların zamanla daha fazla yemelerine rağmen kilo kayıplarını korumalarını sağlamaktadır.

Biliopankreatik diversiyonun belli başlı komplikasyonları daire, aşırı gaz oluşumu, anemi, stoma ülserleri, kemik demineralizasyonu, Dumping sendromu ve anastomoz kaçağıdır. (15)

Devamını Okumak İçin Tıklayınız

 

Return to top